|
KADIKÖY
İLÇEMİZ
Kadıköy'ün
tarihi çok eskidir. Kayışdağı'ndan çıkı p,
Kalamış Koyu'na dökülen Kurbağalıdere'nin etrafında
milattan 1500-3000 yıl önce insanların yaşadığına dair
izler, eserler bulunmuş, fakat bugüne kadar ciddi bir
kazı ve inceleme yapılmamıştır. Sadece Fikirtepesi
dolayında ufak bir arkeolajik araştırma yapılmış, bir de
yol ve apartman inşaatları sırasında ele geçen eserler
toplanıp, değerlendirilmeye çalışılmışsa da sonuçlar
tatminkar olmamıştır.
Ele geçen bulgular genel olarak iki metre kadar
derinden çıkmıştır. Bunlar taştan, camdan, topraktan
yapılmış eserlerdir.
1942-1952
yılları arasında Söğütlüçeşme Caddesi ve Gazhane'de
yapılan kazılarda bronz çağına ait eserler de
bulunmuştur. Fikirtepe dolayında bulunan eserler çekiç
olarak kullanılan taşlar, inci taneleri, firuze taşı,
tunçtan yapılmış ok ucu, balık iğnesi ve diğer çeşit
iğnelerdir.
Moda Burnu'nda ise, topraktan yapılmış kandiller,
üzerinde boyalı nakışları olan vazolar, öküz heykeli,
sakallı erkek başı ve Kalkedon kitabesini intiva eden
tunç bir levha bulunmuştur.
Ne gariptir ki, Kadıköy'de bulunan eserlerin
benzerleri eski Trova şehri olan Hisarlık bölgesinde de
görülmüş, Kadıköy'le Trova arasında sanat, kültür ve
ticaret bakımından yakınlık olduğu fikri doğmuştur.
Araştırmalar
tatminkar olmasa da Fikirtepe'de bulunan çanak,
çömleklerin hepsi el yapısıdır. sayıca fazla olmamasına
rağmen, kemik ve boynuzdan yapılmış delici aletlerdir.
tarım araç ve gereçlerine çok az rastlanmıştır.
Çok sayıda midye, balık, yabani hayvan kemikleri
bulunmuş olması, halkın hayvancılık ve balıkçılıkla
geçindiğini düşündürmüştür.
Fikirtepe'de bulunan çanak çömleklerin benzerlerine
Eskişehir Ovası'nda yapılan kazılarda da rastlanmıştır.
Bu yüzden Fikirtepe halkının Orta Anadolu kökenli olduğu
düşünülmektedir.
KADIKÖY'ÜN
TARİHTEKİ İSTİLALARI
Kadıköy'ün etrafının tıpkı İstanbul şehri gibi
surlarla çevrildiği bilinmekte, fakat şehri koruyan
duvarlerin nerelerden geçtiğine ait hemen hiçbir iz
bulunmamaktadır.Tamamı tahrip edilmiş, yıkılmış, taşları
başka yerlerde kullanılmıştır. Sadece Mühürdar'dan
Kadıköy iskelesine doğru, denize paralel olarak, çok
kalın bir duvar 1918 yılında bile duruyor, bir burcu
deniz tarafına yıkılmış olmasına ve harabiyetine rağmen
kale burcu olduğu anlaşılabiliyordu. Bu kalın duvarın
dibine tıpkı İstanbul surlarının etrafındakiler gibi,
teneke-tahta karışımı kulübeler yapılmış, fakir aileler
yerleşmişti. Kadıköy'ün etrafını çeviren surların son
kalıntısı büyük bir olasılıkla bu burç ve duvar
parçasıydı.
Bizans İmparatoru VASELENSIUS ( 364 - 378 ) Kadıköy'ün
surlarını söktürmüş, taşlarından Bozdoğan su kemerini
yaptırmış, geri kalanlar da İstanbul'un zaptından sonra
yıkılmıştır. EVLİYA ÇELEBİ bu olayı doğrular. Buna
rağmen şehri koruyan surların Altıyol, Yeldeğirmeni ve
Yoğurtçu sırtlarından geçtiği tahmin edilmektedir.
M.Ö.513 yılında Pers Kralı DARYÜS tarafından
kuşatılan Kadıköy'ün surları istila ordusuna bir müddet
dayanmışsa da surların altından açılan lağımlardan
Kalkedon'a giren Persler şehri yağmalayarak, tahrip
etmişlerdir.
Bu sırada Kalkedon Roma'nın hakimiyetindeydi. Çok
geçmeden Roma Kalkedon'u yeniden geri aldı. Daha sonra
Pontüs Kralı MİTHİRDAT Kadıköy'ü istila etti; fakat bu
dönem çok sürmedi. Romalılar tekrar Kalkedon'u ele
geçirdiler. Kadıköy İskitlerin de saldırısına uğradı.
Fakat bu tarihlerde Doğu Roma'nın yerinde Bizans Devleti
kurulmuş, Kalkedon'a bu güçlü devlet hakim olmuştu.
Karadeniz'den yüzlerce yelkenliyle gelen İskitler
Kadıköy'ü ve Marmara'daki adaları elden geldiğince
yağmalayarak geri dönmüşler ve bu yağmaları birkaç kez
tekrarlamışlardır.
HERAKLİYUS'un Bizans İmparatorluğu döneminde, Persler
625 yılında Kalkedon'u istila ettiler. Bir müddet sonra
HERAKLİYUS doğuda yaptığı savaşta zafer kazanmış, ordu
İstanbul'a girmeden bir süre Fenerbahçe sarayında
konaklayarak, Kudüs'ten gelecek olan mukaddes emaneti
beklemeye başlamıştı. HERAKLİYUS'un Kudüs'ten gelmesini
beklediği emanet Hazreti İSA'nın gerildiği çarmıhtan
koparılmış bir tahta parçası idi. Çarmıhı KONSTANTİN'in
annesi ELENİ bulmuş, muhtelif parçalara ayırtarak
dünyadaki belli başlı kiliselere dağıtılmak üzere
Kudüs'te saklamıştı. HERAKLİYUS Fenerbahçe'de bu
mukaddes parçayı beklemiş ve zafer alayı imparatorun
elinde tuttuğu emanetle Golden Gate'den şehre girmişti.
1352 yılında ORHAN Bey'in Kalkedon ve dolayını
zapdetmesine kadar, şehir Bizans'ın elinde kaldı. 1402
yılında AKSAK TİMUR Ankara Meydan Muharebesi'ni kazanıp
BEYAZIT'I esir alınca, Osmanlı İmparatorluğu parçalanma
noktasına gelmiş, bundan istifade eden Bizans, Kadıköy
ve İzmit'e kadar olan bölgeyi yeniden ele geçirmişti.
Bizans'ın bu zaferi uzun sürmedi. 1419 yılında Çelebi
Sultan 1. MEHMET Bizans'ın Anadolu yakasındaki
topraklarını ve bu arada Kalkedon'u zaptetti.
Kalkedon 7. ve 8. yüzyıllarda birçok kez Arapların
hücumuna uğramışsa da şehir zaptedilememiş, fakat tarım
mahvolmuş, bir kısım halk da yerlerinden sürülmüştü.
M.S. 688'de Emevi Komutanı HALİD BİNZEYD, 781'de
Halife HARUN REŞİD'in komutanı BATTAL GAZİ Kalkedon'u
istila için gelmişlerdi.
Kadıköy'ün tarihi, Bizans tarihi ile içiçedir.
Isparta ve Atina arasındaki çıkar çatışmalarından daima
etkilenmiş, M.Ö. 133 yılında Bergama Kralı ATTALİUS
Kalkedon'u Roma İmparatorluğu'na katmıştı. Bu yüzden
Kaldedon ile Bizans arasında zaman zaman çıkar
çatışmaları olsa bile idari teşkilatta, genel yaşayış ve
adetlerde, paralarda her zaman bir benzerlik ve kader
birliği göze çarpar.
M.Ö. 450-405 yılları arasında yaşayan Atinalı
Kumandan ALKİBYAT'ın Kalkedon tarihinde önemli bir yeri
vardır.
Atinalı Kumandan ALKİBYAT son derece yakışıklı ve
zengindi. Ayrıca politikadaki başarısı ve harp
tabiyesindeki ustalığı, ALKİBYAT'I, döneminin en önde
gelen bir şahsiyeti yapmıştı. ALKİBYAT'ın yaşadığı
yıllarda Bizans Atina'ya bağlıydı. Kalkedon da Bizans'ın
bir parçası olmuştu. Isparta ile Atina sürekli saşıyor,
İspartalılar Bizans'ı zaptetmek için türlü girişimlerde
bulunuyorlardı. Isparta donanması ABİDOS ( Çanakkale'de
Nara Burnu ) ve CYZİCUS'a ( Gemlik ) kadar gelmiş, fakat
Atinalı Kumandan ALKİBYAT tarafından bozguna uğratılınca
hem Bizans hem de Kalkedon bu kumandan tarafından
istiladan kurtulmuştu. Daha sonraki yıllada ALKİBYAT'ın
şansı dönmüş, Atina'nın güvenini kaybetmişti. Önce
emekli edildi, sonra da PHRIGIA'ya sürüldü.
Dördüncü Haçlı Seferi'nde ( 1203 ) İstanbul'da Latin
İmparatorluğu kurulmuş, Haçlılar Kalkedon'a da girmiş,
bu ordunun geçtiği her yerde yaptığı yağmadan Kalkedon
da payını almıştır.
|